Ya Başarısız Olursa? Ya Başarılı Olursa?


Çoğu lider bir karar vermeden önce uzun süre tek bir sorunun etrafında düşünür, “Ya başarısız olursa?”.
Ya yatırım geri dönmezse? Ya işe aldığımız kişi doğru seçim çıkmazsa? Ya strateji işe yaramazsa? Ya pazar ürünü kabul etmezse? Ya büyürsek ve para kaybedersek?
Aslında bu oldukça doğal bir sorudur. İşletmelerin riskleri görmeye ihtiyacı vardır. İyi liderlerden kaynakları koruması, belirsizlikleri azaltması ve dikkatli düşünmesi beklenir.
Ancak birçok organizasyon fark etmeden bu düşünce biçiminin içine sıkışır. Takımlar engelleri bulma ve olası problemleri öngörme konusunda oldukça başarılı hale gelir. Toplantılar sürekli risk değerlendirmelerine dönüşür. Her olası olumsuz senaryo tekrar tekrar konuşulduğu için kararlar yavaşlar. Bir süre sonra temkinli olmak, strateji gibi görünmeye başlar.
Sorun “Ya başarısız olursa?” sorusunu sormak değildir. Sorun yalnızca bu soruyu sormaktır. Çünkü çoğu zaman çok daha az sorulan ikinci bir soru vardır, “Ya başarılı olursa?”.
Ya yeni pazar beklenenden daha büyük fırsatlar yaratırsa? Ya yatırım yeni iş birliklerinin kapısını açarsa? Ya çalışanları güçlendirmek organizasyonun her seviyesinde daha güçlü liderlik yaratırsa? Ya süreç iyileştirmeleri her yıl yüzlerce saat kazandırırsa? Ya başarı, mevcut sistemlerinizin hazır olmadığı bir karmaşıklık yaratırsa?
İlginç olan şu ki birçok işletme yalnızca başarısızlığa değil, başarıya da hazırlıksız yakalanır. Büyüme beraberinde baskı getirir. Satış artışı operasyonel yük yaratır. Yeni fırsatlar daha güçlü karar alma sistemleri, net sorumluluk yapıları ve daha yüksek liderlik kapasitesi gerektirir. Başarı da tıpkı başarısızlık gibi organizasyon içindeki zayıf noktaları görünür hale getirebilir.
Bunu birçok büyüyen şirkette görüyoruz. Ciro artar ama iletişim karmaşık hale gelir. Müşteri sayısı artar ama süreçler tutarsızlaşır. Takımlar büyür ama sorumluluklar belirsizleşir. Liderler daha stratejik hale gelmek yerine daha yoğun çalışmaya başlar.
Sorun çoğu zaman büyümenin kendisi değildir. Sorun, organizasyonun riskleri planlaması ama başarıyı yönetebilecek şekilde tasarlanmamış olmasıdır.
Güçlü işletme yönetimi, iki soruyu aynı anda düşünebilmeyi gerektirir. Risk yönetimi “Ya başarısız olursa?” diye sorar. Stratejik düşünce ise “Ya başarılı olursa?” sorusunu ekler. Sürdürülebilir organizasyonlar her iki ihtimale de hazırlık yapar.
Başarılı şekilde büyüyen şirketler çoğu zaman riskten tamamen kaçınanlar değildir. Belirsizliğin her iki yönünü de yönetebilecek sistemler kuranlardır. Bazen en büyük sınır başarısızlık korkusu değildir. Bazen başarıyla gelen sorumluluğu küçümsemektir.
Stoika Consulting olarak işletmelerin büyümeyi daha güçlü sistemler, daha net yapı ve sürdürülebilir organizasyonlarla yönetmelerine yardımcı oluyoruz. Eğer bu yaklaşım organizasyonunuzla örtüşüyorsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




Yorumlar