top of page

Yeni Nesli Sadece İşe Hazırlamak Yetmez

Yazarın fotoğrafı: Stoika Consulting
Stoika Consulting
8 Eki
4 dakikada okunur



Aileler yeni nesli aile şirketine hazırlamaktan söz ettiğinde konu çoğu zaman eğitim ve kariyer deneyimi etrafında şekillenir.



Hangi üniversiteye gitmeli, ne okumalı, şirkete katılmadan önce nerede çalışmalı ve işe başladığında hangi departmanda görev almalı gibi sorular gündeme gelir. Bunların hepsi önemlidir, ancak hazırlığın yalnızca bir bölümünü oluşturur.


Aile şirketi, aynı aileden insanların çalıştığı sıradan bir işletme değildir. Aile ilişkilerinin, ortaklığın ve iş sorumluluklarının sürekli iç içe geçtiği bir yapıdır. Bu ortamda büyüyen biri ileride yönetici, yönetim kurulu üyesi, hissedar ya da şirkette hiç çalışmasa bile aldığı kararlarla işletmenin geleceğini etkileyen bir aile üyesi olabilir.


Bu nedenle yeni neslin hazırlanması, bir görev unvanı almadan çok önce başlamalıdır. Aslında bu eğitimin önemli bir bölümü çocukluk yıllarında doğal olarak başlar. Çocuklar anne babalarıyla birlikte ofise gider, şirketin nasıl kurulduğuna dair hikâyeler dinler, aileyle uzun yıllardır çalışan insanlarla tanışır, yemek masasında müşteriler, zor dönemler, başarılar ve hatalar hakkında konuşulanları duyarlar. Bütün bunlar aile şirketine nasıl baktıklarını şekillendirir ve bu yüzden ailenin kendi hikâyesini nasıl anlattığı önemlidir.


Sadece stres, çatışma ve uzun çalışma saatlerini duyarak büyüyen bir genç, aile şirketini zamanla bir yük olarak görebilir. Buna karşılık şirketin neden kurulduğunu, önceki kuşakların nelerden vazgeçtiğini, zor dönemlerin nasıl aşıldığını ve işletmenin çalışanlar, müşteriler ve çevresi için ne yarattığını bilen biri şirketle çok daha farklı bir bağ kurabilir.


Bu, geçmişi romantikleştirmek anlamına gelmez. Her aile şirketinin hataları, krizleri ve zor dönemleri vardır ve çoğu zaman paylaşılması en değerli hikâyeler de bunlardır. Amaç yeni nesli şirkete girmeye ikna etmek değil, hangi geçmişin ve hangi sorumluluğun parçası olduklarını anlamalarını sağlamaktır. Yaşları ilerledikçe bu doğal öğrenme sürecinin de daha bilinçli hale gelmesi gerekir.


Genç aile üyeleri şirketin ne yaptığını, nasıl para kazandığını, müşterilerinin kim olduğunu, hangi konularda rekabet avantajı sağladığını ve hangi risklerle karşı karşıya olduğunu zaman içinde öğrenmelidir. Bunun yanında, ailenin bir parçası olmanın şirketteki rollerini otomatik olarak belirlemediğini de anlamaları gerekir.


Geleceğin hissedarı ile geleceğin CEO’sunun ihtiyaç duyduğu yetkinlikler aynı değildir. Yönetim kurulu üyesi olacak biri ile operasyon içinde çalışacak bir aile üyesinin sorumlulukları da farklıdır. Şirkette hiç çalışmayacak bir aile üyesi bile bir gün yüzlerce çalışanı ve ailenin önemli bir servetini etkileyen kararlarda oy kullanabilir. Bu nedenle yalnızca işletme bilgisi yeterli değildir.


Yeni neslin aile, ortaklık ve yönetim arasındaki ilişkiyi de anlaması gerekir. Aile şirketlerindeki birçok gerilim, insanların farklı rollerden konuştuğunu fark etmemesiyle başlar. Bir baba kurucu olarak konuşurken kızı geleceğin hissedarı olarak düşünüyor olabilir. Bir kardeş yönetici gibi bakarken diğeri ortak gibi bakabilir. Bir kuzen aile içinde eşit davranılmasını beklerken şirket performans ve sorumluluk temelinde farklı bir yaklaşım gösterebilir.


Bu roller konusunda ortak bir anlayış yoksa, basit bir iş anlaşmazlığı kısa sürede aile içi bir çatışmaya dönüşebilir. Bu yüzden iletişim becerileri de teknik iş bilgisi kadar önemlidir. Geleceğin aile şirketi ortaklarının ilişkileri bozmadan fikir ayrılığı yaşayabilmeyi, zor konuları gündeme getirebilmeyi, dinlemeyi ve iş kararlarıyla kişisel meseleleri birbirinden ayırabilmeyi öğrenmesi gerekir.


Aile büyüdükçe bu beceriler daha da önemli hale gelir. Kurucunun iki çocuğu olabilir, bir sonraki kuşakta beş kuzen, onun ardından da farklı evlerde büyümüş, farklı eğitimler almış, farklı şehirlerde yaşayan ve şirketten farklı beklentileri olan on beş ya da yirmi aile ortağı ortaya çıkabilir. Böyle bir yapıyı yalnızca iyi niyetle bir arada tutmak mümkün değildir. Ailenin, büyük çatışmalar ortaya çıkmadan önce nasıl iletişim kuracağını, nasıl karar alacağını ve fikir ayrılıklarını nasıl yöneteceğini bilmesi gerekir.


Finansal okuryazarlık da çoğu zaman ihmal edilen bir konudur. Yeni nesildeki herkesin MBA yapması ya da finans uzmanı olması gerekmez. Ancak ileride şirketin bir bölümüne sahip olacak birinin, işletmenin temel olarak nasıl çalıştığını anlaması gerekir.


Temel finansal tabloları okuyabilmesi, kâr ile nakit akışı arasındaki farkı bilmesi, şirketin neden bütün kârını dağıtmak yerine yeniden yatırıma ihtiyaç duyabileceğini anlaması ve risk ile getiri arasındaki ilişkiyi kavraması önemlidir. Aksi halde gelecekte ortaklıkla ilgili konuşmalar çok kolay zorlaşabilir.


Sadece temettüye bakan bir aile üyesi şirketin neden yatırıma ihtiyaç duyduğunu anlamayabilir. Şirket içinde çalışan biri de aile hissedarlarının aslında kendilerine hiç açıklanmamış kararları bildiğini varsayabilir. Eğitim burada ortak bir dil oluşturur ve aynı durum aile yönetişimi için de geçerlidir.


Yeni nesil çoğu zaman kendilerinin oluşturmadığı yapı ve kuralları devralır. Aile anayasası, aile üyelerinin şirkette çalışma kuralları, yönetim kurulu yapısı, ortaklık hükümleri ya da hisse devriyle ilgili prensipler çoktan belirlenmiş olabilir. Genç aile üyelerine bu belgeleri verip kurallara uymalarını beklemek yeterli değildir. Bu kuralların neden var olduğunu anlamaları gerekir.


Ailenin hangi problemi önlemeye çalıştığını, geçmişte ne yaşandığını, neden şirkete girmeden önce dışarıda çalışma şartı getirildiğini, hisse devrine neden bazı sınırlamalar konulduğunu ya da aile konseyinin neden kurulduğunu anlamaları önemlidir. İnsanlar bir yapının arkasındaki gerekçeyi anladığında, onu ileride geliştirebilme konusunda da çok daha yetkin hale gelir.


Bu önemlidir çünkü hiçbir aile yönetişim sistemi sonsuza kadar aynı kalmamalıdır. Kurucu kuşağın oluşturduğu yapılar zaman içinde değişmek zorunda kalacaktır. Gelecek kuşaklar farklı aile dinamikleriyle, farklı iş koşullarıyla ve farklı beklentilerle karşılaşacaktır. Onların görevi yalnızca kuralları devralmak değil, hangi kuralların korunması gerektiğini ve hangilerinin değişmesi gerektiğini anlayabilecek kadar konuya hâkim olmaktır.


Yeni neslin kendi gelişim sürecine aktif olarak katılması da önemli bir fark yaratabilir. Ailenin büyüklerinin gençlerin öğrenmesi gereken her şeyi tek başına belirlemesi yerine, yeni nesle bu sürecin tasarımında da rol verilebilir. Genç aile üyeleri öğrenmek istedikleri konuları belirleyebilir, şirkete ziyaretler organize edebilir, yöneticilerden işin farklı bölümlerini anlatmalarını isteyebilir, dışarıdan uzmanlarla toplantılar düzenleyebilir ve birbirlerinden öğrenebilecekleri ortamlar oluşturabilirler. Böylece eğitim, yeni nesle yapılan bir şey olmaktan çıkar ve yeni neslin sahip çıktığı bir sürece dönüşür.


Üstelik öğrenme yalnızca bir yönde gerçekleşmez. Eski kuşakların yıllara dayanan deneyimi, ilişkileri ve muhakeme gücü vardır. Genç kuşak ise yeni teknolojiler, değişen müşteri beklentileri, yeni çalışma biçimleri ve gelişen pazarlarla ilgili farklı bir bilgi birikimi getirebilir. Sağlıklı bir aile şirketi her ikisine de yer açar.


Yeni nesli hazırlamak, bir aile üyesi şirkete girmeden altı ay önce başlayan kısa bir eğitim programı değildir. Aile hikâyeleri, şirketle temas, finansal eğitim, ortaklık üzerine konuşmalar, iletişim becerileri, yönetişim ve gerçek deneyim yoluyla yıllar içinde gelişen bir süreçtir. En önemlisi de amaç yeni CEO’yu yetiştirmek değildir. Amaç, neye sahip olduğunu, bunun nereden geldiğini, nasıl çalıştığını ve beraberinde hangi sorumlulukları getirdiğini anlayan bir kuşak yetiştirmektir.


Bazıları ileride şirketi yönetecektir. Bazıları yönetim kurulunda yer alacaktır. Bazıları başka kariyerler sürdürürken ortak olmaya devam edecektir. Hangi yolu seçerlerse seçsinler, aile şirketinin geleceğinin bir parçası olmaya devam edeceklerdir. Dolayısıyla asıl soru, yeni neslin aile şirketinde çalışmaya hazır olup olmadığı değil, o şirketin sorumluluğunu taşıyacak kadar hazır olup olmadığıdır.


Stoika Consulting olarak aile şirketleriyle yeni neslin gelişimi, kuşak geçişi ve aile yönetişimi konularında çalışıyoruz. Ailenizde yeni nesli gelecekteki ortaklık ve liderlik rollerine nasıl hazırlayacağınızı düşünmeye başladıysanız, bu süreci birlikte konuşabiliriz.

 
 
 

Yorumlar


Grup 1533214142_düzenlendi_düzenlendi.png

Stoika Danışmanlık

Impact Hub, Yeşilce Mah. Emirşah Sok. No:21/2

Kağıthane, İstanbul, Türkiye 34418

© 2024 Stoika Consulting tarafından. Wix tarafından desteklenmekte ve güvence altına alınmaktadır.

  • LinkedIn
bottom of page