Yazmanın Gücü
- Stoika Consulting

- 4 Ara 2025
- 1 dakikada okunur

Danışanlarımızla yaptığımız stratejik planlama ve kurumsallaşma çalışmalarında sık sık kâğıt ve kalem kullanıyoruz. Fikirleri konuşurken, tartışırken, yön verirken mutlaka yazmalarını istiyoruz. Dijital çağda bu yöntem bazen şaşkınlık yaratıyor: “Bu kadar teknoloji varken neden hâlâ yazıyoruz?” diye soran çok oluyor.
Cevap basit: Yazmak düşünmeyi derinleştiriyor, yaratıcılığı artırıyor ve zihni düzenliyor.
Araştırmalar, yazmanın beynin birçok bölgesini aynı anda çalıştırdığını gösteriyor. Bir fikri kâğıda döktüğünüzde sadece anlatmış olmuyorsunuz; aslında o fikirle ilgili düşünmeye devam ediyorsunuz, bağlantılar kuruyorsunuz, öncelik veriyorsunuz. Yazmak zihni yavaşlatıyor ve netleştiriyor. Bu, özellikle stratejik kararlar alırken büyük bir avantaj sağlıyor.
Duygularımızı veya karmaşık düşüncelerimizi yazmak da aynı şekilde hafifletici bir etki yaratıyor. Beyine “Bu artık kayıt altında, bunu sürekli taşımak zorunda değilsin” mesajı gitmiş oluyor. Bu da karar verme sürecinde daha sakin ve daha odaklı olmamıza yardımcı oluyor.
Bizim için yazmak bir ifade biçiminden daha fazlası. Yazmak, düşüncenin görünür hali. Bir ekip üyemiz bir fikri yazdığında, o fikir artık somut bir şey haline geliyor. Tartışılabilir, geliştirilebilir, paylaşılabilir bir şey.
Aynı şey duygular ve zorluklar için de geçerli. İnsan yazdıkça hem kendini düzene sokuyor hem de farkında olmadan dayanıklılık kasını güçlendiriyor. Küçük notlar, günlük kayıtları, hatta karalanmış cümleler bile zihni toparlıyor ve eyleme geçmeyi kolaylaştırıyor.
İşte bu yüzden workshoplarımızda kağıt ve kalem olmazsa olmaz. Çünkü yazmak:
dikkati artırıyor
düşünceyi berraklaştırıyor
fikirleri somutlaştırıyor
stratejik netliği hızlandırıyor
Teknoloji elbette hayatımızın büyük bir parçası. Ancak düşünmenin, yaratmanın ve anlamlandırmanın en güçlü yolu hala çok basit: Yazmak.
Ve biz Stoika’da, dönüşümün çoğu zaman bir kalemin ucunda başladığını görüyoruz.




Yorumlar